Süngerler: Bitki mi, Hayvan mı?
Çoğu insan süngerin bitki olduğunu zanneder. Oysa
süngerler çok hücreli hayvanlardır. Kendilerini sert bir zemine
yapıştırarak yaşamlarını sürdürürler.
Süngeler pek çok şaşırtıcı özelliğe sahip canlılardır.
24 saat boyunca deniz suyunu süzgeçten geçirerek, kendi hacminlerinin
20.000 katı kadar deniz suyu pompalayabilirler. (i) Denizsuyunu
süzme hızları ise saatte 200 litre denizsuyuna varabilmektedir.
(ii)
Cam Süngerleri
Dış yüzeyi parlak bir cam yüzeyden oluşan bir binayı
gözünüzün önüne getirin... Bu cam binanın temelleri öyle sağlam
ki, en şiddetli depremlere dahi dayanabiliyor... Camları da hiçbir
darbeyle kırılmıyor… Henüz dünya üzerinde var olmayan böyle bir
binaya okyanusların derinliklerinde rastlamak mümkün. Bu sağlam
binanın adı Venüs Çiçek Süngeri…
Bu cam süngerler bir çift karidesin yuva yapabileceği
büyüklükte cam bir bina inşa ederler. Okyanus dibinde dünyanın
en dayanıklı camını üretirler.
Batı Pasifik Okyanusu'nun 1.000 m derinliklerinde
yaşayan bu süngerler, okyanus zeminine cam tellerle bağlanır.
Çok sıkı bir şekilde bağlanan sünger, bu sayede okyanus akıntıları
ve etkilerine karşı koyar ve kopmadan yaşamını devam ettirir.
Süngeri okyanus tabanına böylesine sağlam bağlanmasını sağlayan
yapı ise ancak elektron mikroskobu altındaki incelemelerle ortaya
çıkmaktadır.
Okyanus Derinliklerindeki Lamba
Derin sularda yaşayan canlılar için tek ışık kaynağı
ışık saçan organizmalardır. Venüs süngeri de bu canlılar için
bir deniz altı lambası rolü üstlenmiştir. Venüs süngeri fiber
optik kablolara benzeyen cam iplikleri, insan yapımı olanlarla
karşılaştırıldığında ıiık iletimi açısından da çok daha üstün
kalitededir. Yüce Allah’ın üstün aklının eseri olan bu kablolar,
insan yapımı olanlardan şu temel özelliklerle ayrılır:
* Venüs süngerinin lens benzeri uzantıları vardır.
Bunlar ışık toplama verimliliğini artırır. Bu da silindirik kafes
şeklindeki iskeleti çevreleyen taç benzeri cam liflerden oluşan
fiber optik yapıyı ışıklandırmada daha etkili hale getirir.
* Venüs süngerinin fiber kabloları ışığı çok iyi
iletirler; çünkü bünyelerine sodyum iyonlarını katabilirler. Sodyum
süngerin fiberlerine müthiş bir esneklik verir ve kırılmalarını
engeller. Venüs süngerinin fiber kabloları DNA’sında şifreli olan
proteinler tarafından düşük sıcaklıkta ve okyanus basıncında üretilir.
Ancak suni optik fiberler, camı eritecek yüksek ısılarda yapılırlar
ve sodyum iyonu eklendiğinde fiberlerin camsı yapılarını kaybetmelerine
neden olur. Bu nedenle insan yapımı opik fiberler kırılgan ve
daha az kullanışlıdırlar. (iii)
Tıp, Süngerlerden Faydalanıyor
Süngerlerin savunma mekanizması olarak kullandıkları
kimyasal silahlar, günümüzde tıp alanında birçok buluşa ışık tutmaktadır.
Süngerlerden binlerce yıldır yararlanılmaktadır. Günümüzde en
önemli kullanım alanı ilaç endüstrisidir. Süngerlerin ürettiği
zehirler, insan vücudundaki değişik sistemleri değişik yollardan
etkilerler ve doğru miktarda kullanıldığında bu zehirler ilaç
etkisi göstererek tedavi edici olarak kullanılırlar.
Yapılan araştırmalarda bir sünger türünde bulunan
ve AS-2 adı verilen molekülün, kanserin ilerlemesine yol açan
hücre bölünmesini engellediğine ilişkin sonuçlar elde edilmiştir.
Buna göre;
- Dysidea frondosa adlı pasifik süngerinden elde
edilen bir bileşiğin ateş düşürücü,
- Phahertis simplex adlı türün ürettiği kimyasal
bileşiklerinse organ naklinden sonra vücutta ortaya çıkabilecek
olumsuz tepkileri azaltıcı etkilerinin olduğu saptandı.
Süngerlerin, kalp-damar, mide-bağırsak hastalıkları
ve tümör oluşumunu engelleyen kimyasal bileşikleri ilaç yapımında
kullanılmaktadır. Bakterilerle beslenen süngerlerin, süzdükleri
suda bulunan bakterilere karşı çok güçlü bir bağışıklık sistemleri
olduğunu fark eden bilim adamları, bu antibiyotik etkiyi insan
sağlığı yararına kullanmanın yollarını da bulmuşlardır.
Süngerlerle ilgili yapılan çalışmalarda, immüno
süpresif (savunma sistemini baskılayan), anti enflamatuar (iltihap
önleyici), antikanser, antibiyotik ve analjezik (ağrı kesici)
etkili maddelerin muhafaza edildiğini ifade eden bilim adamları;
klinik çalışmaları tamamlanmak üzere olan ve kanser tedavisinde
kullanılacak olan yeni bir ilacın bu yıl içinde yani 2006 yılında
piyasaya çıkacağını da belirtmişlerdir.
Akıl ve şuurdan yoksun bu canlılar, bilim adamlarının
laboratuvarlarda uzun çalışmalarla geliştirmeye çalıştıkları ilaçları
kendi vücutlarında üretebilmeleri, hiç şüphesiz onları, sahip
oldukları mükemmel özelliklerle yaratan Yüce Rabbimiz’in üstün
yaratma sanatını gözler önüne sermektedir.
Kaynak:
(i) http://sci.ege.edu.tr/~sukatar/sungerler.htm
(ii) http://www.aad.gov.au/default.asp?casid=5942
(iii) Sundar, V.C., Yablon, A.D., Grazul, J.L., Ilan, M. and Aizenberg,
J., Fibre-optical properties of a glass sponge, Nature 424(6951):899–900,
21 August 2003; http://www.nature.com/nbt/journal/v21/n10/full/nbt874.html
Ana Sayfa