Görünmeyen Alemin Çalışkan Üyeleri
Mikrocanlılar
Etrafımızı kuşatan mikrocanlıların varlığından ne
kadar haberdarız?
Vücudumuzda bizimle birlikte yaşayan, hastalıklara karşı bizleri
sürekli koruyan bakteriler... Fotosentez yapan, iklimin sabit
tutulmasında görev yapan ve dünyadaki yaşama daha pek çok faydalar
sağlayan algler... Halılarımızdan koltuklara, elbiselerimizden
soluduğumuz havaya her yere yayılmış olan akarlar... Ya da virüsler,
mantarlar, küfler, mayalar... Bu canlıları görmesek de onlar da
tıpkı bizim gibi 'yaşıyorlar'. Üstelik tamamen kendilerine özgü
yaşam şekilleri, beslenme sistemleri ve çok çeşitli özellikleriyle...
Gördüğümüz, elimize alıp sevdiğimiz pek çok hayvanla ya da evimizde
baktığımız bitkilerle ilgili çeşitli bilgilere sahibiz. Ama yeryüzünün
her yayına yayılmış olan, hatta yeryüzündeki hayvanların yaklaşık
20 katı kadar olan mikrocanlılarla ilgili fazla bilgi sahibi değiliz.
Peki neden? Çünkü onları görmüyoruz.
Oysa onlar insan yaşamı için vazgeçilmez öneme sahipler.
Örneğin bakteriler...
Dünyanın en kalabalık nüfusu
Dünya üzerinde yaşamın oluşumunu sağlayan temel öğelerden
biri olan azot döngüsü gözle görülmeyen canlılar olan bakteriler
tarafından sağlanır. Dünyada canlılığın varolması için çok büyük
öneme sahip fotosentez işleminin bir bölümünü de bu canlılar gerçekleştirirler.
Ayrıca fermantasyon yaparak besin meydana getirirler. Yediğimiz
yoğurt ve peynir onların ürünüdür. Ve bunlardan başka daha pek çok
besini bize onlar hazırlamaktadırlar. Yeryüzündeki demir yataklarının,
hatta bedenimizdeki demirin kaynağı da onlardır. Suyun içinde erimiş
olarak bulunan demiri sudan ayırarak okyanuslarda çözünen demir
moleküllerini tüketir ve bunları kendi vücutlarında yoğunlaştırırlar.
Bu demir daha sonra okyanus tabanında demir yatakları haline gelir.
Bunlar yüz milyonlarca yıl boyunca dağlara doğru itilir ve buralarda
büyük demir yatakları meydana gelir. Bu demir yatakları kazıldığnda
da önemli miktarda demir molekülü havaya karışır. Bizler de hiç
farkında olmadan yaşamımız için son derece önemli olan bu demir
tozları soluruz. Bu tozlar vücudumuzda dolaşan kanın kaynağıdır.
Yeryüzünün
en önemli ihtiyaçlarından biri olan petrol de gözle göremediğimiz
bu çalışkan varlıkların bir ürünüdür. Oksijensiz solunum yapan bu
canlılar enerjilerini etraftaki organik bileşikleri parçalayarak
elde ederken toprak altında milyonlarca yıl önce meydana gelen birikimlerin
petrole dönüşmesine yol açarlar.
Öte yandan bakteriler göllerin içindeki
canlıların ihtiyacı olan mineral ve besinleri de hazırlarlar. Kış
boyunca neredeyse ölü olan bitki ve hayvanların yazın tekrar canlanırken
ihtiyaç duydukları tüm besin ve mineraller bakteriler tarafından
sağlanır. Bunu nasıl yaptıklarına gelince… Bakteriler suyun dibine
çöken hayvan ve bitki ölülerini ve diğer artıkları ayrıştırarak
minerallere dönüştürürler. Böylelikle bulundukları gölleri temizlemiş
olurlar. Bu ayrıştırma işlemi sırasında gölün dibinde biriken çeşitli
mineraller, kışı neredeyse ölü olarak geçiren canlıların baharda
uyandıklarında hazır buldukları besinleridir.
Evlerimizde binlercesi var!
İçinde bulunduğumuz her ortamı bizimle paylaşan bir başka canlı
ise akardır. Akarlar son derece karmaşık bir yapıya sahiplerdir.
5-50 mikron arası boyutlardaki gözle görülemeyen bu olağanüstü canlılar
yaşadığımız her santimetrekareyi kaplamış durumdadırlar. Bu canlılar
ölü deri hücreleri ve kabukları ile beslenirler. Bu nedenle insanların
yaşadığı ortamlarda bulunur ve onların hareket etmeleriyle çevreye
yayılırlar. Bunlar ev tozu, kumaş iplikleri, insan derisinin pulları,
hayvan parçacıkları ve tüyleri, bakteriler, küf sporları, yiyecek
parçacıkları ve diğer organik ve sentetik materyalleri yiyerek beslenirler.
Dolayısıyla yatak ve minderlerde, koltuklarda, mobilya ve halılarda
bol miktarda bulunurlar. Ancak bu, bizim tedirgin olmamızı gerektiren
bir durum değildir. Nitekim bu küçük canlıların görevi dünyamızı
temizlemektir. Bu canlılar etrafımızdan ölü deri hücrelerinin ve
kabukların, tozların, küf ve mantar sporlarının, polen tanelerinin,
hayvan parçacıklarının ve tüylerinin, bitki liflerinin yok edilmesini
sağlarlar.
Akarların sayıları tahminlerin ötesindedir. Ev tozunun 1 çay kaşığına
düşen akar sayısının yaklaşık 1000 kadar olduğu hesaplanmıştır.
Bu derece yüksek miktarda gayretli temizleyicinin hiç durmadan görev
yaptığını düşünürsek, dünyamızda her an ne kadar büyük bir temizlik
faaliyetinin sürdürüldüğünü anlayabiliriz. Eğer bu küçük varlıklar
olmasaydı, mikroatıklar her geçen an daha da artacak ve dünyamız
yaşanamaz bir hale gelecekti.
Ya algler olmasaydı?
Sıcak su kaynaklarından buz ve kar yüzeylerine kadar
güneş ışığı gören her su yüzeyinde yaşayabilen bu mikrocanlılar
da bakteriler gibi fotosentez yaparak karbondioksit gazının %30'unu
içlerine çeker, böylece gezegenin %70'lik oksijen ihtiyacını karşılarlar.
Çok şaşırtıcı bir durum ise bu canlıların bedenlerinin bir ya da
yan yana gelmiş birkaç hücreden ibaret olmasıdır. Diğer pek çok
mikrocanlıdan da küçük olan bu canlıların bu özelliklerine rağmen
dünyadaki ekolojik sistemin düzeninde böylesine büyük bir rol oynuyor
olmaları büyük bir hayret konusudur.
Alglerin fotosentezin dışında
gerçekleştirdikleri bir başka önemli iş ise bulundukları suyun organik
maddelerini artırmalarıdır. Bunun dışında suların yenilenmesi için
de temizleyici rolleri vardır. Bu küçük canlılar ayrıca çeşitli
yiyecek ve ilaçların, tıbbi ve kozmetik ürünlerin yapımında da kullanılmaktadırlar.
Mikrocanlılar ve yeryüzüne sağladıkları faydalar burada
sayılanlarla sınırlı değil kuşkusuz. Amerika'daki Woods Hole Araştırma
Merkezi'nin yürütüğü araştırmalar sonucunda bilim adamları bir litre
deniz suyunda 20 binin üzerinde bakteri türü yaşadığını saptadılar.
Önceki yıllarda yapılan incelemelerde bir litre deniz suyunda en
fazla 3000 bakteri türü tespit edilebiliyordu. Bu yeni gelişme dünya
üzerindeki denizlerde 500 bin mikroorganizma türü olduğu yönündeki
tahminleri geride bıraktı. Bilim adamları bugün denizlerde 5 ila
10 milyon arasında mikrocanlı türü bulunduğunu düşünüyorlar.1 Bilim
ve teknoloji ilerledikçe dünyamızı kuşatan sistemler ve bu sistemlerin
parçaları olan yaratılış mucizeleri hakkında çok daha fazla bilgiye
erişebiliyoruz. Evrendeki muhteşem yaratılışa dair öğrendiğimiz
her detay sonsuz ilim sahibi olan Yüce Rabbimizin eşsiz sanatını
gözler önüne seriyor.
"O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur.
Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur.
O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır;
Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah,
(müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir. O Allah ki, Yaratan'dır,
(en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret'
verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların
tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Azizdir, Hakimdir." (Haşr Suresi,
22-24)
1 Der Spiegel,
1 Ağustos 2006, Mikroorganismen: Im Meer lebt mehr.
Ana Sayfa