Küresel ısınmaya sebep insan
Çeşitli ülkelerden yaklaşık 500 bilim adamının biraraya gelerek
oluşturduğu Hükümetler Arası İklim Değişimi Uzmanlar Grubu
son 50 yılda giderek artan küresel ısınmanın %90 oranında
insan eliyle meydana geldiğini ve yüzyıllarca devam edeceğini
açıkladılar. Hazırladıkları rapora göre dünyanın, yüzyılın
sonuna kadar 1.8 – 40C arasında ısınacağı, denizlerin 58 santimetreye
kadar yükseleceği, kuraklığın bütün dünyayı saracağı düşünülüyor.
NASA iklim bilimcilerinden James Hansen da yerkürenin son
12 bin yıldan bu yana en yüksek sıcaklığı yaşadığını belirtti.
Hansen'a göre karbondioksit gibi gazların son yıllardaki artışı
dolayısıyla dünya, insanlığın neden olduğu tehlikeli bir kirlilik
seviyesine doğru hızla yol almakta. Sanayileşme sonucu açığa
çıkan metan gazı ve karbondioksit, açıkça, küresel ısınma
felaketinin başlıca nedeni. Ünlü iklim bilimci yakın gelecekte
ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı ise şöyle uyarıda bulunuyor:
'Isınmadaki artışın 2 veya 3 dereceye varması durumunda, büyük
olasılıkla, bildiğimizden farklı bir dünya ile karşı karşıya
kalacağız..."
Elbette tüm bu bu olaylar, dünyanın yaşam için olağanüstü
hassas bir şekilde ayarlanmış dengesini akla getirmektedir.
Bilindiği gibi, gökyüzünde, karada ve denizlerde son derecede
uyumlu bir yaşam dengesi vardır. Birbirlerinden çok farklı
yapılara, renklere ve özelliklere sahip milyonlarca hayvan,
bitki, böcek veya deniz canlısı, bu özel gezegen üzerinde
hep birlikte yaşam sürmektedir. Hiç şüphe yok, dünya üzerindeki
canlılığın yaratılışı kadar, sürekliliğinin sağlanması da
büyük bir mucizedir. Bu süreklilik, Allah'ın (CC) yarattığı
özel koşullara bağlıdır. Ancak insanların faaliyetleri sonucu
atmosfere verilen gazlar, sera etkisi oluşturmakta ve dünya
yüzeyinde sıcaklığı artırmaktadır. Oysa ki, insan müdahalesi
olmadığı takdirde, normal düzeydeki sera etkisi, dünya üzerinde
yaşamı mümkün kılan özel koşullardan birisidir; dünyada yaşam
olması için gerekli sıcaklığı sağlamaktadır. Ancak su buharı,
karbondioksit ve metan gazının yeryüzünde oluşturduğu doğal
örtü, fosil yakıtların kullanılması ve sanayileşme sürecinde
ormanların yok edilmesi ile, bu örtüyü oluşturan gazları aşırı
düzeye çıkarmaktadır. Normal koşullarda dünyayı ısıtan güneş
ışınları, yeryüzünden yansıyarak atmosfere geri dönmektedir.
Sera gazlarının atmosferde bu denli yoğun olması durumunda
ise, bazı ışınlar bu gazlar tarafından tutulmakta, böylece
atmosferdeki ısı normalin üzerinde artmaktadır. Sonuç olarak,
gerekli sınırın üzerindeki sera gazının atmosfere verilmesi,
yeryüzündeki ince ve hassas dengeyi tamamen bozmaktadır.
Gelişmeler nasıl yorumlanmalı?
21. yüzyılın en büyük çevre problemi olan küresel ısınma
konusunu bazı insanlar "sıradan doğa olayları" olarak
görüp geçiyor olabilirler. Oysa dünyanın geleceğini etkileyen
bu olaylar, bütün insanları ilgilendiren çok büyük ve önemli
bir olayın habercisidir. Tüm bu olaylar Kuran'da ve Peygamber
Efendimizin (sav) hadislerinde tasvir edilen kıyamet alametlerinin
çıkışıyla yakından alakalıdır. İçinde bulunduğumuz çağ, kıyamet
alametlerinin büyük bir kısmının tam anlamıyla meydana geldiği
bir dönemdir. Günümüz dünyası, bu işaretlerin art arda ve
apaçık tarif edildiği şekilde ortaya çıkmaya başladığına,
daha önce benzeri görülmemiş birtakım gelişmelerin ilk defa
yaşandığına şahit olmaktadır. İşte küresel ısınma da bu işaretlerden
biridir.
Giderek ısınan dünya atmosferindeki dengelerin bozulması
ve böylece iklim değişikliklerinin ortaya çıkmasıyla meydana
gelen hortumlar, kasırgalar, tayfun ve fırtınalar dünyanın
pek çok yerinde yıkıcı zararlara neden olmuştur. Bununla birlikte
dünyanın dört bir yanında yaşanan seller birçok yerleşim merkezinin
sular altında kalmasına yol açmıştır. Özellikle son yıllarda
sıklık oranı iyice artan depremler, volkanlar ve tsunami dalgaları
dünyanın birçok bölgesini muazzam şekilde tahrip etmiş, çok
sayıda insanın ölümüne neden olmuştur. İşte tüm bunlar kıyametin
haber verilen alametlerindendir. Allah (CC) Kuran’da şöyle
buyurmaktadır:
"Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden
başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir…"
(Muhammed Suresi, 18)
Peygamberimizin (sav) hadislerinden biri ise şu şekildedir:
Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur. (Kitab-ül
Burhan Fi Alamet-il Mehdiyyil Ahir Zaman, S. 38.)